Bipolar Afektif Bozukluk (BAB) yineleyebilen mani, depresyon ya da karma dönemlerle karakterize olan ve bu dönemler arasında kişinin tamamen düzelebildiği, süreğen seyirli bir duygudurum bozukluğudur. Toplum içinde iki uçlu bozukluk ve manik depresif hastalık olarak da bilinmektedir.
Manik ve depresif atakların belirtileri;
Manik atak tanısının konulabilmesi için duygudurumda değişikliğin en az 1 hafta sürmüş olması ve en azından 3-4 belirtinin varlığı gerekir. Kişi aşırı coşkulu, keyifli, mutlu ya da öfkeli hisseder. Duyguları coşkuludur ve neşesi bulaşıcıdır, kendisi güldüğü gibi çevresindekileri de güldürür. Ancak bu keyifli ruh hali hızlıca öfkeli bir duruma dönüşebilir ve adli olaylar yaşanabilir. Bu dönemde düşünceler ve konuşma hızlanır. Kişi aralıksız konuşur, dikkatini toplamakta ve sürdürmekte zorlanır. Kendini olduğundan çok daha büyük ve önemli hisseder. Kendisine güveni abartılı ve orantısız olarak artar. Yaratıcılık artabilir. Uyku miktarı azalır ve enerji artar. Uyku düzeninin bozulması manik atağın hem en önemli başlangıç belirtisi hem de en önemli tetikleyicisidir. Sonuçlarını düşünmeden eğlenceli ya da riskli davranışlar artar (çok fazla para harcamak, aşırı hızlı araba kullanmak, gelişi güzel ve korunmasız cinsel eylemde bulunmak, aşırı para yardımında bulunmak, yoğun alkol tüketmek gibi). Cinsel istek ve eylem artar.
Depresyonda ise hasta mutsuz, karamsar ve umutsuzdur. Özgüven azalır, değersizlik düşünceleri gözlenir. Suçluluk veya pişmanlık duyguları olabilir. Hayattan zevk alamama, genel olarak ilgi ve istek kaybı söz konusudur. Kişi işe başlamakta ve sürdürmekte zorlanır. Ümitsizlik ve değersizlik, intihar düşüncelerini aklına getirebilir.
Bipolar Afektif Bozukluğun her iki cinsiyette başlangıç yaşı ve sıklığı benzerdir. Başlangıç yaşı 15-25 yaş arasındadır. BAB’ın ilk atağı genellikle depresyon olarak görülmektedir. Bu nedenle kişiler başta depresyon tanısı almaktadırlar. Sonrasında hipomanik/manik dönemle birlikte BAB tanısı alırlar. Bu yüzden depresyon nedeni ile başvuran kişilerde ayrıntılı değerlendirme yapılması şarttır.
BAB’ın ortaya çıkmasında genetik faktörler ve bir ilişkinin bitişi, fiziksel, cinsel veya duygusal istismar, yakın bir aile üyesinin ya da çok sevilen birinin ölümü veya beyin travmaları gibi tetikleyici unsurlar etkili olabilir.
Atakların sıklığı değişebilmekle birlikte hastalığın başında ataklar arası daha uzunken zamanla bu süre azalmaktadır. Ancak sadece tek manik atak gözlenen hastalar da olabilmektedir. Her ne kadar BAB yaşam boyu süren bir hastalık ise de, düzenli kontrol ve tedavi ile kontrol altına almak mümkündür. Atakların belirli zamanı olmasa da mevsimsel geçiş dönemlerinde yani yazdan sonbahara, kıştan ilkbahara geçiş dönemlerinde alevlenmeler daha sıktır. Özellikle bu dönemlerde uyku düzeninin bozulmamasına dikkat edilmesi büyük önem arz eder. Uyku düzenindeki değişikliklerde en kısa sürede bir uzmana başvurulması önerilir.
Hastalığın ilk dönemleri depresyonla başladığında bu durum çevresi ve hasta tarafından çok önemsenmeyebilir ve başvuru gecikebilir ancak hipomani/mani daha gürültülü bir tablo olduğundan bu dönemde hastaneye başvuru daha erken ve sık olmaktadır.
Her ne kadar birbirlerine zıt gibi görünseler de BAB’ın seyri içinde ataklar yatışma ve alevlenmelerle birbirini takip eder hatta bazı ataklar hem depresyon hem de mani özellikleri taşırlar. Hastalık dönemleri dışında ise hasta hemen tamamen normale dönebilir. Bazı hastalarda ise günlük yaşamı kısmen etkileyen kalıntı belirtiler görülebilir. Çoğunlukla kişinin çalışmasına engel bir durum yoktur. Ancak ülkemizde bu hasta grubunun damgalanması ve büyük bir hastalığının olduğu için çalışmayacağı yanılgısı bu kişilerin iş bulmasında ya da iş yaşamında karşılaştıkları olumsuzlar neticesinde motivasyonlarında azalma olabilmektedir. Manik depresif hastalığın tedavisinde amaç atakları engellemek, kişiye yeniden mesleki ve sosyal işlevselliğini kazandırmaktır. Tedavide duygudurum düzenleyici ilaçlar ve antipsikotik ilaçlar kullanılmaktadır. Duygudurum düzenleyici ilaçlarla atakların önlenmesi amaçlanır. Atak sırasında belirtiler şiddetliyse ve ilaç tedavisine yanıt vermiyorsa elektrokonvulsif tedavi (EKT) etkili ve güvenli bir tedavi metodudur. Hastalık döneminde yaşanan sorunların çözümü ve kişinin yeniden eski yaşamına dönmesi için psikoterapi ile desteklenmelidir.
Bipolar Afektif Bozukluk (BAB) yineleyebilen mani, depresyon ya da karma dönemlerle karakterize olan ve bu dönemler arasında kişinin tamamen düzelebildiği, süreğen seyirli bir duygudurum bozukluğudur. Toplum içinde iki uçlu bozukluk ve manik depresif hastalık olarak da bilinmektedir.
Manik ve depresif atakların belirtileri;
Manik atak tanısının konulabilmesi için duygudurumda değişikliğin en az 1 hafta sürmüş olması ve en azından 3-4 belirtinin varlığı gerekir. Kişi aşırı coşkulu, keyifli, mutlu ya da öfkeli hisseder. Duyguları coşkuludur ve neşesi bulaşıcıdır, kendisi güldüğü gibi çevresindekileri de güldürür. Ancak bu keyifli ruh hali hızlıca öfkeli bir duruma dönüşebilir ve adli olaylar yaşanabilir. Bu dönemde düşünceler ve konuşma hızlanır. Kişi aralıksız konuşur, dikkatini toplamakta ve sürdürmekte zorlanır. Kendini olduğundan çok daha büyük ve önemli hisseder. Kendisine güveni abartılı ve orantısız olarak artar. Yaratıcılık artabilir. Uyku miktarı azalır ve enerji artar. Uyku düzeninin bozulması manik atağın hem en önemli başlangıç belirtisi hem de en önemli tetikleyicisidir. Sonuçlarını düşünmeden eğlenceli ya da riskli davranışlar artar (çok fazla para harcamak, aşırı hızlı araba kullanmak, gelişi güzel ve korunmasız cinsel eylemde bulunmak, aşırı para yardımında bulunmak, yoğun alkol tüketmek gibi). Cinsel istek ve eylem artar.
Depresyonda ise hasta mutsuz, karamsar ve umutsuzdur. Özgüven azalır, değersizlik düşünceleri gözlenir. Suçluluk veya pişmanlık duyguları olabilir. Hayattan zevk alamama, genel olarak ilgi ve istek kaybı söz konusudur. Kişi işe başlamakta ve sürdürmekte zorlanır. Ümitsizlik ve değersizlik, intihar düşüncelerini aklına getirebilir.
Bipolar Afektif Bozukluğun her iki cinsiyette başlangıç yaşı ve sıklığı benzerdir. Başlangıç yaşı 15-25 yaş arasındadır. BAB’ın ilk atağı genellikle depresyon olarak görülmektedir. Bu nedenle kişiler başta depresyon tanısı almaktadırlar. Sonrasında hipomanik/manik dönemle birlikte BAB tanısı alırlar. Bu yüzden depresyon nedeni ile başvuran kişilerde ayrıntılı değerlendirme yapılması şarttır.
BAB’ın ortaya çıkmasında genetik faktörler ve bir ilişkinin bitişi, fiziksel, cinsel veya duygusal istismar, yakın bir aile üyesinin ya da çok sevilen birinin ölümü veya beyin travmaları gibi tetikleyici unsurlar etkili olabilir.
Atakların sıklığı değişebilmekle birlikte hastalığın başında ataklar arası daha uzunken zamanla bu süre azalmaktadır. Ancak sadece tek manik atak gözlenen hastalar da olabilmektedir. Her ne kadar BAB yaşam boyu süren bir hastalık ise de, düzenli kontrol ve tedavi ile kontrol altına almak mümkündür. Atakların belirli zamanı olmasa da mevsimsel geçiş dönemlerinde yani yazdan sonbahara, kıştan ilkbahara geçiş dönemlerinde alevlenmeler daha sıktır. Özellikle bu dönemlerde uyku düzeninin bozulmamasına dikkat edilmesi büyük önem arz eder. Uyku düzenindeki değişikliklerde en kısa sürede bir uzmana başvurulması önerilir.
Hastalığın ilk dönemleri depresyonla başladığında bu durum çevresi ve hasta tarafından çok önemsenmeyebilir ve başvuru gecikebilir ancak hipomani/mani daha gürültülü bir tablo olduğundan bu dönemde hastaneye başvuru daha erken ve sık olmaktadır.
Her ne kadar birbirlerine zıt gibi görünseler de BAB’ın seyri içinde ataklar yatışma ve alevlenmelerle birbirini takip eder hatta bazı ataklar hem depresyon hem de mani özellikleri taşırlar. Hastalık dönemleri dışında ise hasta hemen tamamen normale dönebilir. Bazı hastalarda ise günlük yaşamı kısmen etkileyen kalıntı belirtiler görülebilir. Çoğunlukla kişinin çalışmasına engel bir durum yoktur. Ancak ülkemizde bu hasta grubunun damgalanması ve büyük bir hastalığının olduğu için çalışmayacağı yanılgısı bu kişilerin iş bulmasında ya da iş yaşamında karşılaştıkları olumsuzlar neticesinde motivasyonlarında azalma olabilmektedir. Manik depresif hastalığın tedavisinde amaç atakları engellemek, kişiye yeniden mesleki ve sosyal işlevselliğini kazandırmaktır. Tedavide duygudurum düzenleyici ilaçlar ve antipsikotik ilaçlar kullanılmaktadır. Duygudurum düzenleyici ilaçlarla atakların önlenmesi amaçlanır. Atak sırasında belirtiler şiddetliyse ve ilaç tedavisine yanıt vermiyorsa elektrokonvulsif tedavi (EKT) etkili ve güvenli bir tedavi metodudur. Hastalık döneminde yaşanan sorunların çözümü ve kişinin yeniden eski yaşamına dönmesi için psikoterapi ile desteklenmelidir.
Danışınız...