Toplulukta konuşma, sosyal ortamlarda kendini ifade edebilme gibi konularda çekingenlik sık görülen bir durumdur ve bunların büyük bir kısmı hastalık kapsamında değerlendirilmemektedir. Hatta bir işe başlamadan önceki bu kaygı kişiyi motive eder ve daha iyi hazırlanmasına yardımcı olur. Sosyal fobi demek için ise kişide korkunun yanı sıra kaçınma davranışlarının olması ve işlevselliğinin etkilenmesi gerekmektedir.
Sosyal Fobi ya da diğer ismi ile Toplumsal Kaygı Bozukluğukişinin başkaları tarafından yargılanabileceği kaygısı ile çeşitli toplumsal ortamlarda mahcup ya da rezil olacağı konusunda belirgin ve sürekli korku duyduğu bir kaygı bozukluğudur. Sosyal fobisi olan kişiler, başkalarının ona baktığı, onu incelediği ve söylediği ya da yaptığı herhangi bir eylemden ötürü onu eleştirebilecekleri düşüncesiyle aşırı derecede endişelenir ve başkalarının kendileri hakkında zayıf, yetersiz diye düşüneceklerine inanırlar.
Başkalarının önündeki eylemlerinde “Kızaracağım, ellerim ve sesim titreyecek, küçük düşeceğim, rezil olacağım, her şeyi unutacağım” gibi düşünceler akıllarına gelir ve devamlı kaygı yaşarlar. Bu endişeler nedeniyle kendilerini sürdürdükleri konuşmaya ya da eyleme veremezler. Böylece kısır döngü oluşur ve yanlış bir şey yapma ya da söyleme korkuları daha da artar. Aslında karşı tarafın sinir olduğu ya da küçük gördüğü her iki durumda da reddedilmekten, sevilmemekten korkarlar. Hiç istemedikleri halde sıklıkla karşı taraftan, soğuk veya konuşmayı istemiyor gibi algılanırlar. Diğer insanların ellerinin titrediğini görmesinden utanç duyacaklarından korktukları için başkalarının yanında yemekten, içmekten ya da yazı yazmaktan; sesindeki titremenin farkedilmesi endişesi ile de konuşmaktan, iletişim kurmaktan kaçınabilirler.
Sosyal Fobi iki şekilde görülür. Korkular bir çok toplumsal durumları kapsıyorsa yaygın tip, bazı durumları kapsıyorsa (başkalarının önünde imza atmak, yemek yemek, konuşma yapmak gibi) yaygın olmayan tiptir.
Sosyal Fobinin yaşam boyu görülme oranı % 2-13 arasındadır ve en sık görülen psikiyatrik hastalıklardan biridir. Erken ve geç ergenlik dönemi arasında başlar (10-17 yaş).
Sosyal Fobi’de korkulan durumla karşılaşıldığında bedensel belirtiler ortaya çıkar. Bunlar;
gibi belirtiler yaşanabilir.
Bu sıradaki kişinin düşünceleri;
Diğer ruhsal hastalıklar gibi Sosyal Fobi de, muhtemelen biyolojik ve çevresel faktörlerin karmaşık bir etkileşiminden kaynaklanmaktadır. Kalıtsal geçişin rolü çok güçlü olmasa da vardır. Kalıtımdan daha çok, çocuk yetiştirme tarzı, ailenin başkalarıyla yeterince görüşmemesi ve ebeveyn modeli önemlidir. Genelde aşırı koruyucu ya da red edici, duygusal sıcaklıktan yoksun, katı anne babalar da Sosyal Fobi gelişiminde rol oynayabilir. Maddi durumu ve sosyal konumu yetersiz, hiç evlenmemiş, işsiz ve eğitim düzeyi yüksek olmayanlarda sık görülmekle birlikte, hastalığın erken dönemlerinde toplum içine yeterince çıkmama de risk etmenleri arasındadır. Tanıdık olmayan ortamlara, insanlara ve nesnelere aşırı korku duyma olarak tanımlanan davranışsal engellenmenin de sosyal fobi gelişiminde öncül belirti olduğu söylenmiştir.
Sosyal Fobisi olan kişilerin, ince detayları düşünen, mükemmeliyetçi, ya hep ya hiç düşünme tarzı olan, hata yapmaktan korkan, sabırsız kişilik özellikleri olduğu gözlenmektedir.
Sosyal Fobi tedavisi olan bir hastalıktır. Her şeyden önce gerçekçi beklentiler içinde olmak gerekir. Beraberinde diğer psikiyatrik hastalıkların olması, başlangıç yaşının erken olması, kişinin tedavi isteği gibi birçok etken tedavinin başarısını etkilemektedir.
Sosyal Fobi, toplumda sık görülen psikiyatrik bir bozukluk olmasına rağmen, yeterince tanınamamakta ve tedavi edilmemektedir. Hastalar utangaçlıklarının kişiliklerinin doğal bir yanı olduğunu düşünmeleri, psikiyatrik bir hastalık olarak düşünmemeleri ve dolayısıyla tedavi edileceğinden haberdar olmamaları ya da umutsuz olmaları ve kaçınarak başetmeye çalışmaları nedeniyle tedavi arayışı içine girmemektedirler. Sosyal Fobide ilaç tedavisi ve psikoterapi uygulanır. Hastanın durumuna göre bazen tek başına psikoterapi, bazen ilaç tedavisi uygulansa da genelde her ikisinin beraber uygulanmasında başarı daha yüksektir. Sosyal Fobide en sık uygulanan terapi şekli Bilişsel Davranışçı Terapidir.
Toplulukta konuşma, sosyal ortamlarda kendini ifade edebilme gibi konularda çekingenlik sık görülen bir durumdur ve bunların büyük bir kısmı hastalık kapsamında değerlendirilmemektedir. Hatta bir işe başlamadan önceki bu kaygı kişiyi motive eder ve daha iyi hazırlanmasına yardımcı olur. Sosyal fobi demek için ise kişide korkunun yanı sıra kaçınma davranışlarının olması ve işlevselliğinin etkilenmesi gerekmektedir.
Sosyal Fobi ya da diğer ismi ile Toplumsal Kaygı Bozukluğukişinin başkaları tarafından yargılanabileceği kaygısı ile çeşitli toplumsal ortamlarda mahcup ya da rezil olacağı konusunda belirgin ve sürekli korku duyduğu bir kaygı bozukluğudur. Sosyal fobisi olan kişiler, başkalarının ona baktığı, onu incelediği ve söylediği ya da yaptığı herhangi bir eylemden ötürü onu eleştirebilecekleri düşüncesiyle aşırı derecede endişelenir ve başkalarının kendileri hakkında zayıf, yetersiz diye düşüneceklerine inanırlar.
Başkalarının önündeki eylemlerinde “Kızaracağım, ellerim ve sesim titreyecek, küçük düşeceğim, rezil olacağım, her şeyi unutacağım” gibi düşünceler akıllarına gelir ve devamlı kaygı yaşarlar. Bu endişeler nedeniyle kendilerini sürdürdükleri konuşmaya ya da eyleme veremezler. Böylece kısır döngü oluşur ve yanlış bir şey yapma ya da söyleme korkuları daha da artar. Aslında karşı tarafın sinir olduğu ya da küçük gördüğü her iki durumda da reddedilmekten, sevilmemekten korkarlar. Hiç istemedikleri halde sıklıkla karşı taraftan, soğuk veya konuşmayı istemiyor gibi algılanırlar. Diğer insanların ellerinin titrediğini görmesinden utanç duyacaklarından korktukları için başkalarının yanında yemekten, içmekten ya da yazı yazmaktan; sesindeki titremenin farkedilmesi endişesi ile de konuşmaktan, iletişim kurmaktan kaçınabilirler.
Sosyal Fobi iki şekilde görülür. Korkular bir çok toplumsal durumları kapsıyorsa yaygın tip, bazı durumları kapsıyorsa (başkalarının önünde imza atmak, yemek yemek, konuşma yapmak gibi) yaygın olmayan tiptir.
Sosyal Fobinin yaşam boyu görülme oranı % 2-13 arasındadır ve en sık görülen psikiyatrik hastalıklardan biridir. Erken ve geç ergenlik dönemi arasında başlar (10-17 yaş).
Sosyal Fobi’de korkulan durumla karşılaşıldığında bedensel belirtiler ortaya çıkar. Bunlar;
gibi belirtiler yaşanabilir.
Bu sıradaki kişinin düşünceleri;
Diğer ruhsal hastalıklar gibi Sosyal Fobi de, muhtemelen biyolojik ve çevresel faktörlerin karmaşık bir etkileşiminden kaynaklanmaktadır. Kalıtsal geçişin rolü çok güçlü olmasa da vardır. Kalıtımdan daha çok, çocuk yetiştirme tarzı, ailenin başkalarıyla yeterince görüşmemesi ve ebeveyn modeli önemlidir. Genelde aşırı koruyucu ya da red edici, duygusal sıcaklıktan yoksun, katı anne babalar da Sosyal Fobi gelişiminde rol oynayabilir. Maddi durumu ve sosyal konumu yetersiz, hiç evlenmemiş, işsiz ve eğitim düzeyi yüksek olmayanlarda sık görülmekle birlikte, hastalığın erken dönemlerinde toplum içine yeterince çıkmama de risk etmenleri arasındadır. Tanıdık olmayan ortamlara, insanlara ve nesnelere aşırı korku duyma olarak tanımlanan davranışsal engellenmenin de sosyal fobi gelişiminde öncül belirti olduğu söylenmiştir.
Sosyal Fobisi olan kişilerin, ince detayları düşünen, mükemmeliyetçi, ya hep ya hiç düşünme tarzı olan, hata yapmaktan korkan, sabırsız kişilik özellikleri olduğu gözlenmektedir.
Sosyal Fobi tedavisi olan bir hastalıktır. Her şeyden önce gerçekçi beklentiler içinde olmak gerekir. Beraberinde diğer psikiyatrik hastalıkların olması, başlangıç yaşının erken olması, kişinin tedavi isteği gibi birçok etken tedavinin başarısını etkilemektedir.
Sosyal Fobi, toplumda sık görülen psikiyatrik bir bozukluk olmasına rağmen, yeterince tanınamamakta ve tedavi edilmemektedir. Hastalar utangaçlıklarının kişiliklerinin doğal bir yanı olduğunu düşünmeleri, psikiyatrik bir hastalık olarak düşünmemeleri ve dolayısıyla tedavi edileceğinden haberdar olmamaları ya da umutsuz olmaları ve kaçınarak başetmeye çalışmaları nedeniyle tedavi arayışı içine girmemektedirler. Sosyal Fobide ilaç tedavisi ve psikoterapi uygulanır. Hastanın durumuna göre bazen tek başına psikoterapi, bazen ilaç tedavisi uygulansa da genelde her ikisinin beraber uygulanmasında başarı daha yüksektir. Sosyal Fobide en sık uygulanan terapi şekli Bilişsel Davranışçı Terapidir.
Danışınız...